Türkiye'nin 2014 karnesi

01 Ocak 2015
Tweetle

 

Yeni seneye "merhaba" derken geride kalanı sorgulamak adettendir. Bu sene de adete yerimiz yettiğince uyalım. Muhasebe defterimizi Türkiye'nin dış politikası için açıp önümüzdeki karneye de notlarımızı düşelim.

AVRUPA BİRLİĞİ = 4 : 2014 AB için tam bir yenilenme yılıydı. Seçimlerin ardından AP, Avrupa Konseyi ve Komisyon'undaki isimler tazelendi. 
Değişime damga vuran şey ise ne yazık ki İslama, Türkiye'ye dahası AB'nin kendisine dahi alerjisi olan siyasi hareketlerin yükselişiydi. Dolayısıyla bu değişimin Türkiye-AB ilişkileri açısında hayırlı şekilde sonuçlandığı söylenemez. 
AB'deki menfi değişim Ankara'yı da etkiledi. AB üyeliğine destek Türkiye cephesinde mevzi kaybetti. 
Bununla birlikte AB Bakanlığı'na Volkan Bozkır gibi Brüksel'in kodlarını gayet iyi bilen bir diplomatın atanması isabetli bir karardı. Bozkır'ın çabaları, karşılıklı kırılmaların şiddetini büyük ölçüde yumuşattı. Ancak bu gayret de olumsuz tersine çevirmeye yetmedi. Neticede Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sene başında Brüksel'e giderken söylediği "2014 Türkiye için AB yılı olacak" açıklaması kulaklarda hoş bir seda olmaktan öteye geçemedi. Ne yazık ki 2014, Türkiye için AB ile köprülerin atmaya çok yaklaştığımız bir yıl olarak kayıtlara geçti! AB için notum 10 üzerinden 4.
 

ORTADOĞU = 7 : Türkiye, 2014'e Ortadoğu'daki pozisyonuna yönelik tehdit ve taarruzların zirve yaptığı bir atmosferde girmişti. Taksim'deki Gezi eylemi ve 17-25 Aralık darbe girişimi Türkiye'nin yeni Ortadoğu politikasının küresel ölçekte yol açtığı rahatsızlığın içerideki yansımalarıydı. 
Bu politika bölgenin tamamında daha kapsayıcı, gerçekçi ve adil bir yeni düzenin inşa edilmesini savunma üzerine kuruluydu. Ankara'nın bu vizyonunu terk edip, eski Türkiye sürümüne dönmesine yönelik baskılar 2014'te de devam etti.
Türkiye, dünya basınında radikal İslamcı örgütleri destekleyen bir devlet olarak pazarlandı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın ağzından çıkan her söz Ahmedinejadlaştırılıp uluslararası meşruiyetine zarar verme kastıyla yorumlandı. Bunlar Türkiye'yi pes ettirmeye yönelik "üst aklın" iç ve dış medyadaki izdüşümleriydi. 
Senenin ortalarından itibaren ortaya çıkarılan IŞİD de aynı "üst akıl" tarafından Türkiye'ye karşı kullanıldı. Musul baskınına rağmen Türkiye'nin Ortadoğu politikasını IŞİD'e kırdıramayanlar yılmak nedir bilmediler. 
Aynı şeyi bir kez de Kobani üzerinden denediler. Kobani katliamları, Türkiye'nin Ortadoğu'daki bağımsız duruşuna yönelik 2014'ün son iç-dış operasyonu oldular. 
Türkiye, tüm bu komplolara rağmen, Kudüs-Şam-Bağdat-Erbil eksenindeki duruşundan, rolünden taviz vermedi. 
Aksine hamleye hamleyle karşılık verildi. Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Bağdat ve Erbil'e yaptığı ziyaretle Irak'taki Kürtler ve Araplar enerji problemini çözmeye ikna etti. Kürt memurların maaşları Ankara'dan ödenirken, Kürt bölgesinin Türkiye'ye entegrasyonu da her açıdan ilerledi. Yeni Türkiye'nin yeni Ortadoğu vizyonu Erbil'den başlayarak ilk meyvelerini vermeye başladı. Türkiye'nin Ortadoğu notu her şeye rağmen 7. 
 

KIBRIS = 5 : Ada açıklarında bulunan yeraltı kaynakları krizin ortak çıkarlar ekseninde çözülmesine yönelik umutları artırdı. ABD Başkanı Joe Biden, bu gelişme üzerine Ada'ya gitti. Bu mühim ziyaretle uluslararası toplum da sorunun çözümüne el verdi.Ancak Rum Kesimi, bu olumlu havayı Türkiye ve KKTC'ya yönelik bir baskı aracına dönüştürmeye kalkışınca müzakere süreci raydan çıktı. Başbakan Ahmet Davutoğlu, kısa süre önceki Atina'ya ziyaretiyle iplerin tümüyle kopmasını engelledi. Davutoğlu'nun ziyaretinde çözüm için genel bir formül üzerinde uzlaşı sağlandı. Formülün pratikteki sonucunu ise 2015'te göreceğiz. Hasılıkelam Kıbrıs meselesinde 2015'e de 2014'e girdiğimiz gibi giriyoruz. Mevsim yine ihtiyatlı iyimserlik mevsimi. Notumuz da bu nedenle iyimser oluyor, 10 üzerinden 5.

Özcan TİKİT yazdı...