PENTAGON RAKKA PLANI İÇİN ANKARA'YLA SÜREKLİ TEMASTA

24 Şubat 2017
Tweetle

Kadir Has Üniversitesi'nden akademisyen Soli Özel ABD'nin Suriye planında Türkiye'ye geniş yer ayrıldığına işaret ediyor. Özel yazısınında şunları söylüyor;

ABD Başkanı Donald Trump’ın başa geçer geçmez yaptığı ilk işlerden birisi Obama yönetiminden devraldığı Rakka’yı IŞİD’den geri alma planını gözden geçirilmesi için güvenlik bürokrasisine göndermesiydi. Trump’ın yeni bir plan için verdiği bir aylık süre dolarken yeni planın ana hatlarıyla ilgili ilk bilgiler medyaya sızmaya başladı. El Bab nihayet düştüğüne ve Washington Post’un konu hakkındaki etraflı haberinin önemli bir bölümünde Türkiye’ye atıfta bulunulduğuna göre ortaya çıkacak yeni planın detayları önem taşıyor.

Obama’nın planı bilindiği gibi bugüne dek ABD’nin IŞİD’e karşı sahadaki en yakın müttefiki YPG’nin silahlandırılmasını öngörüyordu. ABD’deki iktidar değişikliğinin Türkiye’de hükümet tarafından sevinçle karşılanmasının nedenlerinden birisi de, Türkiye’ye özel önem vereceği her nedense varsayılan Trump yönetiminin bu sevdadan vazgeçerek planı değiştireceği beklentisiydi.

Washington Post’a göre Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı telefon konuşmasında Trump pek renk vermemiş ancak tüm Türk yetkililer bu konuya verdikleri önemi CIA Başkanına Amerikan Genel Kurmay Başkanına aktarmışlardı. Münih’te Başbakan Yıldırım ile görüşen ABD Başkan Yardımcısı Pence de Türkiye ile yeni bir başlangıç yapmak istediklerini söylemişti.

Türkiye’nin Amerikan tarafına sunduğu planların hepsinde TSK birliklerinin, Amerikan askerleri ve Suriyeli Arap milisleriyle hareket etmesi ve YPG’yi dışlaması öngörülüyordu. Ayrıca Türkiye’nin Suriye savaşının başından beri istediği gibi halen YPG’nin Amerikan desteğiyle hareket ettiği 25 mil derinlikteki bir alanda güvenlikli bölgelerin kurulması da isteniyordu.

Rakka operasyonuyla ilgili olarak T24.com.tr  sitesinde hayli kapsamlı bir askeri seçenek analizi yapan Metin Gürcan ABD’nin olası bir harekatta “zırhlı desteğini ve görmeyerek ateş desteği kısmını sağlaması için Türkiye’ye çok ihtiyacı” olacağını savunuyor. Gürcan’ın analizi Türkiye-ABD arasındaki olası işbirliğinin yalnızca iki müttefikin ortak operasyonu olmayacağını, bunun Suriye’nin kuzeyinde ABD-Rusya rekabeti bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini de söylüyor.

İşin en netameli tarafı ya da henüz cevaplanmamış olan soruysa ABD’nin YPG ile bağını Türkiye’nin istediği şekilde koparıp koparmayacağı. Washington Post haberinde Türkiye’nin planlarının ciddi sorunlar yarattığına da işaret ediliyor. Bir yandan bu planlar daha yüksek sayıda Amerikan birliklerinin çatışmaya girmesini gerektirecek. Diğer yandan da “ABD ordusunun, IŞİD’in Kuzey Suriye’den temizlenmesinde öncü rol oynamış güvenilir bir güçten vazgeçmesi ve haklarında ciddi kaygılar taşınan Arap birlikleri ve Türk ordusuyla birlikte hareket etmesi söz konusu”.  

Habere göre Washington Türkiye’nin önerilerini inceliyor. “Pentagon Ankara ile sürekli temasta kalarak Rakka’nın düşürülmesi için geçerli bir planın oluşturulmasına çalışıyor.” Haberde Türkiye’nin el Bab’ın ardından Menbiç’e girmek istemesiyle ilgili ya da PYD güçlerinin bulunduğu Tel Abyad’ı alarak sınırdan doğrudan Rakka’ya gitme planları hakkında bir bilgi yok. PYD ile işbirliğinden vazgeçileceğine dair de bir işaret yok ancak daha önce desteklenen “Ilımlı” muhaliflerin vanalarının kapatıldığı, CIA’nın “eğit-donat” programının da bitirildiği söyleniyor.

Bu durumda önümüzdeki aşamada Türkiye’nin planlarının kabul görüp görmeyeceği kadar ABD ve Rusya arasında kiminle daha yakın çalışacağı sorusu da orta yerde duruyor. Bugüne kadarki gelişmeler gerek Moskova gerek Washington’un Türkiye’nin istemediği PYD?YPG unsurlarıyla birlikte hareket ettiklerini gösterdi. El Bab’ın ardında Türkiye’nin Menbiç’e gitmeye kalkması, PYD’nin oradan birlik kaydırarak Rakka operasyonunu geciktirmesi ihtimalini de doğurur.

Bu teknik meselelerin ötesinde asıl sorun ise Gürcan’ın dikkat çektiği noktada çıkabilir. Rusya ile ABD arasında bir mutabakatta Türkiye her iki tarafla da, dikkatli olmak kaydıyla, kendi hesabına göre işbirliği yapabilirdi. Eğer beklendiği gibi ABD’nin Rusya ile ilişkileri daha gergin bir hal alacaksa o zaman Türkiye bir tercih yapmak zorunda kalacaktır. BU tercihin kolay olmayacağı ve her iki halde de Türkiye’nin konumunu, iç politikasını, stratejik duruşunu etkileyeceğine şüphe yoktur.