İÇİMİZDEKİ BASSEM'LERE

25 Nisan 2017
Tweetle

Batı'nın kirli çıkarlara dayalı oryantalist argümanlarıyla düşünen bazı sözde demokratların kişisel kıyametleriyle yüzleşmelerinin kaçınılmazlaştığı bir dönemden geçiyoruz.

2013'teki Mısır darbesi bu trajediyi anlatan pek çok ibretlik şahsiyetle tanışmamızı sağlamıştı. Zihnini gönüllü olarak Batı'nın işgaline açmış, böyle olduğu için Mısır'dan binlerce fersah uzaklaşmış pek çok sözde demokrat, darbeye giden yolun hem hizmetkârı hem de kurbanı oldular.
 

Mısırlı iki şahsiyet de bu süreçteki hikâyeleriyle hafızamda birer ibretlik misale dönüştüler. Bunlardan ilki TV şovlarının parlayan yıldızı Bassem Yusuf'tu.
 

Mısır halkının, 2011 devrimi sonrasında ilk kez hür iradesiyle kendi cumhurbaşkanını, yaniMuhammed Mursi'yi seçmesinin ardından ABD ve Avrupa basını Batı'nın bölgedeki çıkarlarının tehlikeye girdiği düşüncesiyle art niyetli bir çabanın için girmişti. Batı yanlısı Mısır basını da geri kalmıyor, bu koroya ayak uydurmaya çalışıyordu.
Bassem'e de Mursi karşıtı propaganda filminde boşrol verilmişti.

Programlarında Mursi'ye hakaretler savuruyor, Batı basınına Mübarek dönemini özlemle anacak hale geldiğini anlatan yazılar döşeniyordu. Medya da Bassem'in Cumhurbaşkanı'na hakaretleri nedeniyle mahkemeye çıkarılmasından hareketle Mursi'yi 'Mısır'ın İslamcı diktatörü' olmakla suçluyordu.

Bu arada Time Dergisi de oynadığı başrolün mükafatı olarak Bassem'i Amerikalı Komedyen Jon Stewart'a benzetiyor ve "dünyanın en etkili 100 ismi" arasında gösteriyordu.
 

Bassem'in akıbetine geleceğiz elbette ama evvela biraz da Mısır'ı Batı'nın kodlarıyla okuyan diğer ibret vesikası şahsiyetine bakalım. Bu isim eski Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed el Baradey'di. Nobelli Baradey"Batı'nın Mısır'daki adamı" olarak nam salmıştı. Mübarek'in devrildiği süreçte ülkeye dönmüştü. Toplumda bir karşılığı olmadığını bilmesine rağmen de siyasete girmişti.

Yaptığı her açıklamada ülkeyi felakete sürüklemekle suçladığı seçilmiş CumhurbaşkanıMursi'yi istifaya davet ediyordu. Mursi'nin gitmesi halinde Mısır'ı çok parlak bir geleceğin beklediğini savunuyordu. Bu müthiş öngörüsü ve cesareti (!) nedeniyle medya da Baradey'i demokrasi havarisi bir kahraman olarak pazarlıyordu.
Sonunda Baradey'in de Bassem'in hayali gerçek oldu. Mursi'yi deviren ordu binlerce demokrasi taraftarını katletmek suretiyle yönetime el koyarken Baradey de cuntanın cumhurbaşkanı yardımcısı olma şerefine erişti. Başına taktığı liberat demokrat şapkasıyla darbeye meşruiyet kazandırmaya çalışmakta hiçbir beis görmedi.
Meselenin hazin yanına, Doğu'nun zihni Batı'nın çıkarlarına göre kodlanmış bu iki demokrat kaltabanın akıbetine gelelim şimdi de... Darbenin ardından cunta Mısır'da demokrasi adına ne varsa hepsinin üzerinden bir buldozer gibi geçti.

Baradey de ya misyonunu tamamladığı ya da bu kanlı filmi seyretmeye doyduğu için gemiyi terk etme kararı aldı. Neylersin ki bunu bile bir vatansevere yakışacak şerefle yapamadı. Ne yaptı biliyor musuniz? Bir gece vakti kimseye haber vermeden uçakla Viyana'ya kaçtı. Viyana'ya indiğinde halen Mısır'ın cumhurbaşkanı yardımcısıydı. Başına geleceklerden korktuğu için istifasını Kahire'de değil Viyana'da açıklamayı tercih etti. Bir daha da Mısır'a dönmedi bildiğim kadarıyla.

Zihnini ve aklını Batı'ya teslim etmiş ikinci Mısırlı demokratımız Bassem'e gelelim şimdi de... Hatırlarsanız Bassem, Mursi iktidardayken Mübarek'in diktatörlüğünü özler hale geldiğini söylemişti. Onun bu hasretini darbeyle sona erdirerek iktidarı ele alan General Sisi Bassem'e bir iyilik daha yaptı televizyona çıkmasını yasakladı. Eh hal böyle olunca Bassem'e de yurdundan kaçıp ABD'ye yerleşmekten başka çare kalmadı.

Bu iki ibret hikâyesini şimdi ne diye anlattığımı merak etmiş olabilirsiniz. İçimizde Türkiye'ninBaradey ve Bassem'leri olmaya teşne bazı demokratlar var ya!.. İşte onlara, 15 Temmuz'da kendilerinin de sonu vatansızlaşmaya varacak kadar büyük bir tehlike atlattıklarını hatırlatmak istedim sadece.