HDP varlığının gereğinin yapmalı

03 Ağustos 2015
Tweetle

TÜRKİYE’nin Kürtleri çözüm süreci sayesinde 30 yıl sonra ilk kez barışın tadına vardı. Bölge ekonomisi huzur ikliminin etkisiyle yeniden yaşam belirtisi vermeye başladı. Çözümle gelen teşvikler pekçok yatırımcıyı bölgeye yöneltti. Bölgeden bir babanın deyişiyle: “Kürt çocuklar, fabrikaların ders kitaplarındaki resimlerden ibaret olmadığını gördüler.”

Neylersin ki bir haftalık çatışma her şeyi tersine çevirdi. Bölgede projelere danışmanlık yapan bir dostum anlattı. Pekçok yatırımcı yakılan kamyonları görür görmez binlerce kişiye ekmek kapısı olacak projelerini askıya almış.

HDP’nin 80 milletvekili çıkardığı, AK Parti ve CHP’nin de çözüm yanlısı olduğu bir dönemde yaşanan bu akıl tutulmasını anlamak mümkün değil. ‘Silvan barajı’ diyerek gerçekten de sudan bir sebeple savaşı başlatması, örgütün barışçıl siyasetin içini boşaltacak bir sürece girdiğine işaret ediyor.

Bölgenin birinci partisi olması hasebiyle HDP’ye bu noktada büyük sorumluluk düşüyor. HDP’nin baraj inşaatında çalışan işçinin ve koyun otlatan çobanın da siyasi temsilcisi olduğu gerçeğini iliklerine kadar hissedip ona göre konuşması bekleniyor. Bu hissiyattan hareketle huzura suikast girişiminde bulunan örgüte dün yapıldığı gibi gür bir sesle karşı çıkılması elzem görünüyor. Bölgenin diğer büyük partisi AK Parti de bu konuda HDP’ye el vermeli. Sanırım, iki partinin bölgedeki siyasi varlıklarının manasız kalmaması tam buradan geçiyor. Aksi takdirde ipin ucu kaçar ve Türkiye demokrasisi bir bilinmeze sürüklenir.

Bu sözleri haftayı Batman, Bismil, Midyat ve Nusaybin çayhanelerinde insanlarla hasbihalle geçirmiş biri olarak söylüyorum. Cihangir veya koyu MHP’li seçmen ne istiyor bilmiyorum ama HDP ve AK Parti’ye oy vermiş Kürtler şiddetin yeniden hâkim olduğu bir bölge istemiyor bundan eminim.